Sadece Kalpten Gökyüzüne Dokunabilirsiiniz...!
Sadece Kalpten
Gökyüzüne Dokunabilirsiniz....!
Bu gün değil, bir asırdır ükemizde, Cemaat ve Tarikatlara yönelik sistematik karalama kampanyaları düzenlenmektedir.
Son günlerde, yine birileri düğmeye basmış olacak ki, kendisini şeyh
olarak lanse eden, otuz yıldır entrika çeviren, Ehli Sünnet itikâdına aykırı hareket eden, küçük yaştaki kız çocuğunu taciz eden sapık “ müteşeyyih -sahte şeyh” insan müsveddesi adamı devreye soktular. Yaşanan ahlak dışı dramın ardından, bazı gazete ve yayın kuruluşları, Twitter trolleri, kimi sözde yazar ve akademisyenler, İslami camia ve kuruluşları karalayarak hedef göstermeye başladılar. Cemaatleri karalamak ve iktidarı zayıflatmak için kurulmuş bir provakasyon ile, tasavvufi hayat yaşamak isteyen insanların tercihi olan maneviyat okulları - tarikatlar zan altında bırakılmak istenirken, hani kurtlar puslu havayı sever ya, öğretim üyesi etiketli bir İslam düşmanı bir müptezel, bir televizyon kanalında katıldığı programda
İMAM HATİP mezunlarını açıktan hedef alarak, ekranlardan "İmam hatiplerden mezun olanlar karşımıza sahtekar, cinsi sapık olarak çıkıyor" ifadelerini kullanarak milyonlarca insanı şoke etmeyi başardı. Ama unuttukları bir şey vardı. Bidon kafalı- göbeğini kaşıyan adam diye yaftaladıkları Millet uyanmış, mankurtlaşmış beyinlerin düzenlediği 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Süngü gibi dimdik ayağa kalkmış, Anka kuşu misali küllerinden yeniden doğmuştu.
Peki o nasipsizlerin çok korktukları
▪️TASAVVUF Ne demekti..!
Tasavvuf, köken itibariyle Arapça bir terim. Sözlükte “sûf” kökünden türeyen yün” olarak belirtilen TASAVVUF’un manası, İslâmiyetin temel prensiplerinden taviz vermeden nefsi arıtma, ahlâkı, güzelleştirerek, ehli sünnet akaidine göre dini yaşama, ruhun yüceltilmesi ve kemale ermesine çalışılarak Allah’a ulaşma ilmi.
Bir başka ifadeyle, tasavvuf, her an şeytanın ablukası altındaki nefsi, ıslah ve terbiye eden, Allahü teâlânın İHSANI ile kalbe ilham edilen, ilahi sırlara ait, LEDÜN ilmi - ilm-i ledün, okuyarak öğrenilemeyen Allahü teâlânın ihsanı ile kalbe ilham edilen, ilahi sırlara ait bilgiler, İslamın mistik yüzü, yüreksel felsefedir.
Kısacası tasavvuf; insanın sûfiyâne hayata kendini vakfetmesi ve Kur’an’ın çizdiği çerçeve içinde hareket ederek maneviyatta yol alması sûfî olması fiilidir.
Tasavvufun özü olan manevi terbiye, insanın aslındaki cevheri ortaya çıkarmasıdır.
▪️İhsan ise, iman ve İslâmı adeta Cenab-ı Hakk’ı her an görüyormuş gibi yaşamaktır. Yani her an Yüce Yaratıcı’nın huzurundaymışız gibi davranmak, hissetmek ve yaşamaktır.
Tasavvufun amacı, bizleri iman ve İslâm’ın nimetleriyle beraber ihsan makamına çıkartmak, bütün yollar MENZİLE varmak içindir.
▪️TASAVVUF HAK YOLDUR..
Mekke’de doğup, Medine’den Alemleri saran Resulullah Nuru, Türk - İslam topraklarında gönüllerin inşasına vesile olurken, buralarda yetişen Ulu veliler, mürşidi kamiller, yüreklerinde “cennet sefası” “Cehennem korkusu” olmayan, rahmet paratonerleridir. Onlar Onsekizbin alemin sahibi SÛBHAN olan yüce Allah’tan gelen Rahmeti, kullarına dozunda paylaştıran özel seçilmiş kullardır.
Evet, onlar Yesi dağlarından esen rüzgâr, yeryüzüne atlas çarşaf gibi yayılan, Piri Türkistan Hoca Ahmet Yesevi’nin Alperenleri, göklerin rahmetle kuşattığı dergâhlarda yetişen, mangal yürekli kahraman İslam fedaileridir.. Mürşidi Kamiller, Horasandan, Buhara’ya, Semerkand’dan , Hive’ye, Taşkent’e Hokant’tan Anadoluya kadar uzanan, kıyamete değin sönmeyecek olan nur meşaleleri, onlar ateşte yanan Muhammedi güllerdir. Horasanda Hacı Bektaş Veli ve Lokman Perende hazretleri Alperenlere yoldaşlık ederken, nehirler taşmış sel olmuş, göklere yükselen vaveylalar cevap bulmuş, Âlemlerin Rabbinin merhameti Maveraünnehir den akmaya başlamış, Maveraünnehir halkın rızası, sır kapısı, Maveraünnehir, kâmil insanın kalbi, kâmil insan Maveraünnehir’in Hira’sı, Maveraünnehir, bereketin ötesi, aşkın kaynağı, ANADOLUNUN maneviyat denizidir.
Bu denizde, mercanlar, yakutlar, inciler çıkmış, kâh isimleri Bahâddin Nakşibend, Seyit Emiri Külal, Mercek Baba, Yusuf Hemedani, kâh Muhammed Baba Semmasi, Abdulhalik Gücdevani, Alaeddin Attar, kah Hacı Bayramı Veli, Akşemsettin , Muhammed Raşit Hazretleri, Somuncu Baba, Yunus Emre, Taptuk Emre, Gavs-ı Kasrevi, Ahmet Yesevî, Kurtboğan Hamza Hazretleri, Mevlana Celaleddin Rumî Hazretleri, Şems’i Tebriz’i olmuş ve etrafa nurlar saçılmıştır.
▪️Yüzyıllar boyunca tasavvuf büyükleri ve dervişler, İslâm’ı dünyanın dört bir tarafına barış ve irşad yoluyla yaymışlardır. Onlar kendi varlıklarını Ümmet'in varlığına feda etmiş, kimseyi zorlamadan, takiye yapmadan - hileye başvurmadan, tatlı dille ve yüreksel ikna yoluyla, gönülleri kazanarak insanları manevi kurtuluş yoluna davet etmişlerdir. Onlar sadece mutasavvıf değil, aynı zamanda, yürek yaralarına merhem olan, halk hekimi ve sosyal psikologlardır.
▪️Hacı Bektaş-ı Veli Hazretleri , Yunus Emre ve Mevlana Celaleddin Rumî Hazretlerinin yaşadığı 13. yüzyıl da Anadolu’da kaosun hüküm sürdüğü bir dönemdi. Devlet otoritesi ortadan kalkmış, Haçlılar, Anadolu’yu işgal etmiş, Tapınak Şövalyeleri’nin ve Moğol-Mançur çetelerinin baskınlarıyla hemen her ailede yüreklere ateş düşmüş, ağır kayıplar yaşanmıştı. Maddi ve manevi zarara uğramayan aile yok gibiydi. Korku ve güvensizliğin kol gezdiği o dönemde adeta sosyal psikolog görevini icra eden dervişler, ahlak hocalığı yapan mürşitler tekkeler sığınak görevi yapmışlardı. Şimdi karalamaya çalışılan tekkelerin, maddi manevi destekleriyle, Osmanlı çınarı dünyaya kök salmıştır.
Bugünden o çağlar ötesine baktığımızda görüyoruz ki, Yunus Emre Hazretlerinin söylemlerinin, şiirlerinin, o günlerde zulmün altında ezilerek zayıf düşmüş insanlarda, güçlü bir psikoterapi enerjisini ile onarıcı etki bırakırken, yaralar kısa zamanda kabuk bağlamıştır. Gönüller sultanı Yunus Emre’nin, şiir ve anlatıları ile kin, öfke, nefret, düşmanlık, kıskançlık gibi olumsuz duyguların yerine şefkat, merhamet, bağışlayıcılık, yardımseverlik, iyilik yaparak mutlu olma, insanları sevme, iç huzura ve esenliğe kavuşma gibi duyguların yerleştiğine şahit olunurken, Afrika’dan Orta Asya’ya, Balkanlar’dan Endonezya’ya kadar İslâm coğrafyasının farklı bölgelerinde milyonlarca insan Mürşidi kamillerin manevi güçlü psikoterapileri sayesinde dünyanın tuzaklarından kurtulmuşlardır.
Rahmet paratoneri mürşidi kamillerin himayesinde tasavvuf okulları- medreseler- tekkeler, biiznillah bu misyonu günümüzde de icra etmeye devam ederken, bir ayağı kıyamet çukurundaki yaşlı dünya, süslenip püsleyip insanları kandırmaya devam etmekte.
Unutmamak gerekiyor ki kainatta tesadüf diye bir şey yoktur.
Dün olduğu gibi bu gün de, Maneviyat dergahlarını kendi çıkarları doğrultusunda kullanan, nefislerine yenik düşmüş, şeytanla işbirliği yapan insanlar tabiki var, hep vardı. Ülkemizde ve dünya da kendini şeyh - peygamber ilan eden insan müsveddelerinden birkaç örnek vererek konuya nokta koymak gerek.
▪️Bilmem hatırlar mısınız!? Ortalıkta bir zamanlar “Kıbrıslı Şeyh Nâzım Efendi” adıyla dolaşan kerameti kendinden menkul bir adam vardı. Adnan Oktar’a
“hep sarışınları televizyona çıkartıyor, birazda esmerleri çıkartsın” diyerek selam gönderen, KADINLARA el öptüren, sahtekar Şeyh,
– “Prens Charles'ı Müslüman yaptım”
“İngiliz kraliyet ailesi Hazreti Muhammed'in soyundan geliyor” demişti.”
PAPA’DAN da dua isteyen SAHTE ŞEYH Nazım Kıbrısi’nin vefatı üzerine, okyanus ötesi baş şeytan Fethullah Gülen
"Kutlu ve altın bir silsilenin neşri hak ve irşada vakfı hayat etmiş mana büyüklerinden Şeyh Nazım Kıbrısi hazretlerine irtihali dar-ı bekalarında...” devam eden taziye mesajı yollamış. !? Şaşırdık mı !? Tabiki hayır.
▪️ Nevi şahsına münhasır bir sahtekar şeyh de İskender Evranosoğluydu. Önceleri, kendi fotoğraflarında başında ışık kümesi göründüğünü, MEHDİ olduğunu ispat etmeye çalışırken, İslam dinini kendince yorumlayıp, bunu çevresindekilere anlatmaya başlamış, şahsının ve bazı arkadaşlarının Allah (cc) ile görüştüğünü söylemiş, hatta dahada ileriye giderek, büyük tartışmalara sebeb olan kitabı Risalet Nurlarını Allah’ın(cc) kendisine vahiy yoluyla yazdırdığını iddia etmiştir. Diğer sahtekar meslektaşları gibi, Amerika’da yaşamayı seçen Evranosoğlu, bütün sahte şeyhler gibi İslami konularda medrese eğitimi almamış, Arapça bilmediği, Kur'an'ı Kerim’i de tecvidle okuyamadığı gibi, “ Biz Kur'an'ı Allah'tan öğrendik. Allah'ı gördüm, onunla konuştum" demiştir.
▪️Bir diğer isim ise, toplam 226 şüphelinin yer aldığı, "Siyasal veya askeri casusluk suçuna teşebbüs", "Cinsel saldırı", "Tehdit", "Şantaj" dahil toplam 24 ayrı suçtan cezalandırılması istenen Adnan Oktar, namı değer HARUN YAHYA.
▪️Son olarakta, Sosyete şeyhi, Ahmet Hulusi’den bahsetmeden geçmek olmaz. ABD’de yaşayan sözde din adamı Ahmet Hulusi'nin kitaplarına ve öğretilerine sıkı sıkıya bağlı oldukları bilinen birçok ünlü sanatçı var. Burç tarikatı olarak bilinen, sahte tarikat, Adnan Oktar’ınkine benzeri bir yapılanma olarak gösteriliyor.
▪️Geçtim bitmez sağınçtan ( emel) sandım yaz-u kıştan,
Bostanlar başın buldum, bostanım yağma olsun..
Yunus ne hoş demişsin, bal- u şeker yemişsin,
Ballar balını buldum kovanım yağma olsun..”
___Yunus Emre Hazretleri (k.s.)
